Az kaldı, hep kendini böyle avutuyordu, evinin bahçe çitlerini oluşturan o yuvarlak odun parçalarının tanınmışlığına yaklaştığında. Sepetin ipleri ince omuzlarını kesiyordu. Aniden durdu, başını kaldırdı, göğsü doğrulmuş sırtındaki ağırlığı daha da hisseder hale gelmişti. Hemen yukarıda oyun oynayan arkadaşlarının sesleri onu yolundan alıkoydu. Yorgun yüzü aniden çiçek açmış, tanıdık ve oyun oynayan arkadaşlarının sevinci yüzünü kaplayıvermişti. Durduğunda hissetmemişti ama sırtındaki küfenin ve yolun verdiği ağırlık kalbinin dışarıdan duyulacak kadar hızlı atmasına, nefesinin sıklaşmasına neden olmuştu anlaşılan. Bir dakika kadar daha nefesini dengelemeye çalışarak olduğu yerden hiç kıpırdamadan öylece durdu, ta ki sırtındaki küfenin ağırlığı daha baskın çıkıncaya kadar. Bir an düşündü eve mi gitmeli yoksa arkadaşlarıyla kalıp oynasa annesi kızar, bağırır çağırımıydı. Ama yorulmuştu ve oyun oynamak onunda hakkıydı, kim ne diyebilirdi ki bu arzu karşısında. Hem zaten yolu...
Hikaye
Merhaba, Bir hikaye denemesi ile karşı karşıyasınız. Yaşanmış hayattan ilham alınarak yazılmıştır. Mucahid Gökmen Şahin